Ardabal Doğu
Anadolu Bölgesinde Ardahan’ın en doğusunda yer alan İkizdere köyünün
yüksek rakımlı dağlarında yetişen kıymetli soğuk iklim kır
çiçeklerinden derlenen çok özel bir baldır
Araştırmacılar arı
ve çiçek balı üretimi için Ardahan Platosunu en uygun yer olarak
kabul etmektedirler. İşte bu platonun içinde bulunan İkizdere köyü
iki dağ arasında kurulu, sınırları içerisinde bol çeşit kır çiçeği
yetişen geniş araziye sahiptir.
BALIN TANIMI: Bal Arılar tarafından
çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınarak yutulan nektarın
arıların bal midesi denilen organlarında INVERTAZ enzimi
sayesinde kimyasal değişime uğramasıyla oluşan ve kovandaki
petek hücrelerine yerleştirilen çok faydalı bir besindir. Nektar
bala çevrilirken arılar sağladıkları invertaz enzimi sayesinde
sakkarozu inversiyona uğratarak früktoz ve glikoz şeklinde basit
şekerlere dönüştürür ve fermantosyonun meydana gelmesini
önleyecek miktarda suyunu uçururlar. Kovandaki hücrelere
yerleştirilen ve üzeri mumdan bir kapakla örtülen bal arılarca
sağlanan özel havalandırma sistemi sayesinde bildiğimiz tat ve
kıvama gelir.
Balın hiç şüphesiz ilk akla gelen
özelliği tatlı olmasıdır. Bunun sebebi balın içindeki üç
şekerdir. Üzüm şekeri (% 34) ,Sakroz (%2) ve levulose (Meyve
şekeri % 40 ) Bundan başka balın % 17 ‘si su geri kalan % 7 lik
bölümü ise Demir, Sodyum, Sülfür, Magnezyum, Fosfor, Polen,
Manganez, Aliminyum, Gümüş, Albumin, Dekstril, Nitrojen, Protein
ve asitlerden oluşur. Balın kalitesini ise bu % 7 lik karışım
belirler. (Murray Hoyt,The World of Bees,Coward Menann Inc,NewYork,s
181)
Ayrıca bal içerisinde on beş şeker tespit edilmiş
olup bunlardan bazıları şunlardır.Früktoz,Glikoz,Sakkaroz
,Maltoz,İzamaltoz,Erloz,Kestoz,Melezitz ve Rafinozdur. Genel
olarak Früktoz şekeri diğerlerinden farklıdır. (http://www.geocities.com/traricilik.html)
Yüce Kitabımız
Kuran-ı Kerimde ‘Rabbim Balarısına’ dağlarda ağaçlarda ve
hazırlanmış kovanlarda yuva yap sonra her çeşit bitkiden ye
sonrada (bal yapman için)Rabbinin gösterdiği yollardan boyun
eğerek yürü!diye öğretti.’Onun karnında renkleri çeşit çeşit bir
içecek çıkar ki ,onda insanlar için şifa vardır.Düşünen millet
için bunda ibretler vardır’. Buyrulmuştur. (Nahl Süresi
68-69)
Yine Peygamber
Efendimiz (S.A.V.) bal hakkında şöyle buyuruyorlar.
- ‘Sizlere iki
şifa tavsiye ederim birisi BAL, diğeri KURAN-I KERİM okumaktır’
- ‘Her kim, her ay
üç gün aç karnına bal şerbeti içerse , felç, cüzzam ve alacalık
gibi hastalıklardan korunur.’
- ‘Sizlere
Sinameki ve Sennut’u (tereyağı+bal+kimyon karışımı) tavsiye
ederim zira bunlar ölümden başka her derde devadır.’
Arılar tarihin çok
eski devirlerinden bu yana insanlara bal üreterek hizmet
etmektedirler. Öyle ki arıcılık tarihi M.Ö. 3500 yıllarına kadar
dayanmaktadır.
Yirmi bin türden
oluşan geniş bir familyaya sahip olan arılar,hayvanlar
dünyasındaki en çarpıcı mühendislik ve mimarlık bilgisine
sahip,sosyal hayatları ile diğer pek çok canlıdan
ayrılan,aralarındaki iletişim ile kendilerini inceleyen bilim
adamlarını hayretler içinde bırakan canlılardır.
Bal arıları
diğerlerinden farklı özelliklere sahiptir. Koloniler halinde
yaşarlar. Bir arı kolonisi bir kraliçe,birkaç yüz erkek ve 10-80
bin işçi arıdan oluşur. Görünüş olarak birbirinden farklı olan
bu üç arıdan kraliçe arı ve işçi arılar dişidir. Her kolonide
sadece bir kraliçe bulunur ve diğer dişilere göre daha büyüktür.
Kraliçenin temel görevi yumurtlamaktır. Bunun haricinde
koloninin bütünlüğünü ve kovandaki sistemin işleyişini sağlayan
önemli maddeler salgılar.